BAŞKENTİNE EN YAKIN LİMAN TRABZON
OLAN ÜLKE NERESİ ?...
İran. Adı gibi müstesna. Tarihi
gibi eşsiz. Dili gibi şiirsel. Bir koca ülke. Bir ülke düşünün ki başkentine en
yakın liman olan Bandar Abar'a ulaşmak komşu ülkedeki Trabzon limanına
ulaşmaktan zor olsun. Bir ülke düşünün ki, halkının neredeyse yarısı tarih
boyunca savaştığı komşu ülkenin dilini konuşur olsun. Ve bir ülke düşünün ki,
yıllar süren ambargolara rağmen, ayakta durmuş, üretmiş, barışı savunurken
'savaşa da hazırım' demiş olsun.
Sokaklarından eriyen kar sularının
aktığı Tahran'a ulaştığınızda İran'ı tanımaya başlıyorsunuz. Koca bir ülkenin
kültürel yükünü taşıyan bir şehir Tahran. Tıpkı İstanbul gibi.
Türk müteahhitler tarafından
yapılan ve iddiaya göre tek kuruş ödemeden İran yönetimi tarafından el konulan
İmam Humeyni Havalimanı'na indiğinizde başlıyorsunuz tanımaya bu koca
ülkeyi. Arap harfleriyle yazılmış Farsça
uyarı yazılarının sizi yanıltması bir yana daha girişte İranlı olmamanın
bedelini ödemeye başlıyorsunuz. Pasaport kontrolü çok ama çok yavaş. Vize
rejimi bu kadar sıkı olan bir ülkeden de bunu beklemek gerekir zaten. Türk
vatandaşlarına vize uygulanmıyor belki ama kontrol noktalarından sadece birine
mahkum ediliyorsunuz. Yani İranlılar pasaporttan geçip evlerinin yolunu
tuttuğunda siz hala havalimanında sıranızın gelmesini bekliyorsunuz. Benim gibi
vize alıp giderseniz de kolaylık bir yana daha çok uğraşırsınız. Vize var diye
buyurun geçin demiyorlar. Ahiret sorularına muhatap olmak ve bilgilerinizi
Latin Alfabesinden Arap Alfabesine geçirmek gibi bir işkenceyle karşılaşmanız
olası.
EDGE YAVAŞLIĞINDA...
Hemen kendime bir İran hattı alıp,
akıllı telefonumu kullanmaya başlayayım demeyin. İnternet paketi olan hatlar
yok değil. Var elbette, hem de çok daha ucuz. Ama sorun şu ki İran'da 3G alt
yapısı yok. Yani her yerde Edge hızında, daha doğrusu yavaşlığında kalmaya
mahkumsunuz. Teknolojiye hiçte uzak olmayan İranlı gençlere daha ilk anda
acımaya başlıyorsunuz. Ellerinde son model telefonlarla her gün mide krampları
geçiriyorlar. Bu da yetmezmiş gibi ağır bir internet filtresiyle karşı
karşıyalar. Ne Facebook ne Twitter. Hiç birine giremiyorlar. Benim gibi
misafirlere de 'buyurun siz girebilirsiniz' demiyorlar. Aynı sansür turistler
için de geçerli. İran'da öyle bir filtre sistemi var ki, Türkiye'de her gün
girdiğiniz haber sitelerine girmeniz mümkün değil. Haber sitelerindeki
galerileri müstehcen olarak algılayan sistem, anında devreye giriyor ve size
yararlı olduğunu düşündüğü sitelerin linklerini veriyor. En başta da Dini lider
Hamaney'in internet sitesi var.
İRANLI KADINLAR
İran hakkındaki en büyük
yanılgılardan biri İran kadınların giyim kuşamlarıyla ilgili. Şunu rahatlıkla
söyleyebilirim ki tamamen kapalı bir kadın görmedim hiç. Başı açık kadın
olmadığı gibi tamamen örtünen de yok. Örtünmek daha çok üstün körü yapılan bir
formalite gibi. Çarşaf giyen kadınlar da yüzlerini kapatmıyor. Ve üstelik onlar
da dahil olmak üzere neredeyse bütün kadınlar makyaj yapıyor. Gencinden
yaşlısına İran kadınlarının en büyük ortak noktası giyim kuşamlarından çok,
bakımlı olmaları.
PETROL KİRLİLİĞİ
Elburz dağlarının hemen dibinde
kurulu bir şehir Tahran. Kuzeye doğru kesişen yollardan yürüdüğünüzde dağlara
doğru yürüyor hissine kapılırsınız. Kışın kar örtüsü altındaki dağlar kente
ihtişamlı bir hava katıyor. Eriyen kar sularının ufak nehirler oluşturarak
sokak aralarından aktığı bu kentin en büyük sorunu hava kirliliği. Kirlilik
bizdeki o meşhur kömür isinden kaynaklanmıyor. İran doğalgaz zengini bir ülke.
Neredeyse tüm konut ve işyerleri çok çok ucuza doğalgazla ısınıyor. Hava
kirliliğinin sebebi, günün her saati Tahran sokaklarını dolduran otomobillerden
kaynaklanıyor. İran petrol sahibi bir ülke belki ama üretimi konusunda ciddi
eksikleri de olan bir ülke. Hem petrolün yeterince işlenmemesi hem de ortalama
yaşları 20 olan trafikteki araçların filtreleme sistemlerinin yetersizliği bu
korkunç sonuca yol açıyor. Kentte insanı rahatsız edecek derecede ağır bir hava
var. Ve bunun için çok sayıda insan maskeyle dolaşmak zorunda kalıyor.
KLASİK MÜZİK İŞPORTASI
15 milyonluk koca bir şehir
Tahran. Kuzeye gidildikçe zenginliğin arttığı Güneye inildikçe işporta
tezgahlarının filizlendiği bir yer. Ama ilginçtir ki bu tezgahlarda klasik
müzik albümleri satılıyor. Bethoven'dan Vivaldi’ye klasik eserlerin cd'lerini
çok ucuza bulmak mümkün. İran orta sınıfı sadece iyi bir müzik dinleyicisi
değil. Aynı zaman da çokta iyi kitap okuyucusu. İşte onun için kentin her
bölgesinden içi müşteri dolu kitapçılar var.
KAFESİZ BİR KENT
Bizdeki ve çoğu Arap ülkesindeki
kahvehane kültürünün İran'da olmayışı çok şaşırttı beni. İranlılar için oturup
zaman geçirecekleri mekanlar yok. Sanki böyle yerler yasaklanmış gibi. Çay
içecekseniz ayakta içeceksiniz. Kahve içecekseniz hiç şansınız yok. Kafe
olmayan bir şehir Tahran. Oturup yapabileceğiniz tek şey yemek yemek. Ya da
geniş parklarında oturup zaman geçirmek. Parklarda da farkını gösteriyor İran.
Çekişmeli Satranç oyunlarının oynandığı, kimsenin kimseyi rahatsız etmediği
parklar buralar. Pekala, genç kızların erkeklerle yan yana oturup serbestçe
sohbet edebildiği yerler aynı zamanda.
ÇAKMA BURGER
Amerika’nın dünya çapındaki
şirketlerinden Pepsi ve Cocacola büyük rekabet halinde. Her iki içeceği de her
yerde bulabilirsiniz. Ama neredeyse her yemekte kuyruk yağı kullandığı için ben
Burger king'de, Mc Donalds'da yiyeceğim derseniz de alternatifiniz var.
İsimleri farklı belki ama yerli burger markaları aynı kalitede hizmet veriyor.
Şehrin değişik noktalarında bu tür fast food mekanlarını bulmak mümkün.
TÜRKÇE'NİN GÜCÜ...
Başta da belirttiğim gibi halkının
neredeyse yarısı tarih boyunca savaştığı komşu ülkenin dilini konuşuyor. Ve
üstelik buna Dini Lider Ali Hamaney de dahil.
Bu komşu ülke Türkiye ve bu dil de Türkçe. Güney Azerbaycan olarak
adlandırılan bölgenin insanları kendilerine Türk diyor. İran'da neredeyse her 3
kişiden 1'i kendini Türk olarak tanımlıyor. Ve her iki kişiden biri mutlaka
Türkçe biliyor. Sadece Azeri kökenliler değil Fars kökenli olup ta kendi kendine
Türkçe öğrenen çok sayıda insan var. İran Azerilerinin yüzü Azerbaycan'dan çok
Türkiye'ye dönük. Türkiye gündemini en az bizim kadar yakından takip ediyorlar.
İlginç olan kendilerine Türk diyen bu insanların İran vatandaşlığıyla bir
sorunlarının olmaması. Yani hatırı sayılır bir bölümü İran milliyetçisi.
Farsları ve Azerileri ortak noktada buluşturansa mezhepleri. Onun için
Tahran'da ya da ülkenin herhangi bir kentinde dolaşırken dil sorunu
yaşamazsınız. Türkçe konuşmaya başladığınızda etraftan bir yerden mutlaka
Türkçe yanıt alırsınız. Alamadınız diyelim ortak kelime sayısı neredeyse tek
başına bir dile denk gelen Farsçanın tınısı size Türkçe'nin anlamını
verecektir.
Güzel bir tasvir. Kalemine sağlık.
YanıtlaSilBloguma beklerim o vakit :) Ellerinize sağlık
YanıtlaSil