Muhabirliğe yeni başlamışım.
Askerlik dönüşü.
Adı lazım değil;
Şimdilerin meşhur bir köşe yazarı.
o zaman haber müdürümüz.
Adama sürekli topuk selamı veriyorum. Durumumuz o kadar vahim.
Genelkurmayda vaziyetimiz buydu 8 ay boyunca.
Alışkanlık olmuş tabi.
" Oğlum sivil hayattasın, yapma bunu" deyip bıyık altından da gülüyor.
Irak savaşı yılları.
Saddam devrildi devrilecek.
Sokaklar hareketli, gündem yoğun.
Toplantıda herkes haberini alıp çıkmış,
Bir başıma kalakalmışım haber merkezinde.
Haber Müdürü odasında kıvranıp duruyor.
" Hay Allah, o işe de bakmamız lazım. Nasıl yapacağız" diye söyleniyor içinden. Bir yandan da gözlüklerinin altında bana bakıyor. Ben de ona bakıyorum. İkimizin görüş açısında da birbirimizle birlikte, kamera var.
Masanın üzerinde ağır, hantal bir kamera.
Kameramansız kalmış kamera yani.
Anlıyorum tabi derdini hemen. Kamerayı kaptığım gibi yanına koşuyorum.
"Dert değil, tek başına da gider çekerim haberi" . "Merak etmeyin" diyorum. Havada bir rahatlama.
Kadıköy'e geçiyorum, o meşhur hantal kamerayla.
İşi bir güzel çekiyorum baştan sona.
Omuzlarımda tatlı bir sızıyla haber merkezine dönüyorum.
Heyecanla, kaseti çıkarmak için eject tuşuna basıyorum. Yavaş yavaş açılıyor, kapak.
KASET NEREDE ?
O da ne ? Kaset falan yok. Soğuk terler boşalıyor üzerime. Kasetsiz çekim yapmışım o kadar saat. Havaya çekmişim yani.
Ses çıkarmadan dışarı çıkıyorum hemen.
Şimdilerin başarılı habercisi, okul arkadaşımı arıyorum çaktırmadan.
Oğlum kaset çapaklı çıktı, görüntüyü aktar hemen almaya geliyorum" diyorum.
Kimselere çaktırmadan alıp geliyorum kaseti. Bir de güzel montaj üzerine.
KAMERAMANLAR ÖRNEK ALIN
Bülteni izliyor haber müdürü.Gözleri parlıyor. Beni ve bütün kameramanları çağırıyor odasına. " Bakın bakın, Özgür'e bakın. Kameraman arkadaşlar sizden daha iyi çekim yapıyor bu çocuk, örnek alın onu" deyip, bana sıraladığı övgülerle kameramanları yeriyor.
15 YILLIK İTİRAF
Sustum tabi. 15 yıl boyunca sustum. Gerçeği ilk kez burada açıklıyor ve dolaylı olarak rencide olmalarına sebep olduğum için o kameraman arkadaşlardan özür diliyorum. Ve son bir itiraf ; haberci uyanıklığıyla ustaca alt ettiğim o malum köşe tutanı hatırladıkça da garip bir gurur da duymuyor değilim hani...
Askerlik dönüşü.
Adı lazım değil;
Şimdilerin meşhur bir köşe yazarı.
o zaman haber müdürümüz.
Adama sürekli topuk selamı veriyorum. Durumumuz o kadar vahim.
Genelkurmayda vaziyetimiz buydu 8 ay boyunca.
Alışkanlık olmuş tabi.
" Oğlum sivil hayattasın, yapma bunu" deyip bıyık altından da gülüyor.
Irak savaşı yılları.
Saddam devrildi devrilecek.
Sokaklar hareketli, gündem yoğun.
Toplantıda herkes haberini alıp çıkmış,
Bir başıma kalakalmışım haber merkezinde.
Haber Müdürü odasında kıvranıp duruyor.
" Hay Allah, o işe de bakmamız lazım. Nasıl yapacağız" diye söyleniyor içinden. Bir yandan da gözlüklerinin altında bana bakıyor. Ben de ona bakıyorum. İkimizin görüş açısında da birbirimizle birlikte, kamera var.
Masanın üzerinde ağır, hantal bir kamera.
Kameramansız kalmış kamera yani.
Anlıyorum tabi derdini hemen. Kamerayı kaptığım gibi yanına koşuyorum.
"Dert değil, tek başına da gider çekerim haberi" . "Merak etmeyin" diyorum. Havada bir rahatlama.
Kadıköy'e geçiyorum, o meşhur hantal kamerayla.
İşi bir güzel çekiyorum baştan sona.
Omuzlarımda tatlı bir sızıyla haber merkezine dönüyorum.
Heyecanla, kaseti çıkarmak için eject tuşuna basıyorum. Yavaş yavaş açılıyor, kapak.
KASET NEREDE ?
O da ne ? Kaset falan yok. Soğuk terler boşalıyor üzerime. Kasetsiz çekim yapmışım o kadar saat. Havaya çekmişim yani.
Ses çıkarmadan dışarı çıkıyorum hemen.
Şimdilerin başarılı habercisi, okul arkadaşımı arıyorum çaktırmadan.
Oğlum kaset çapaklı çıktı, görüntüyü aktar hemen almaya geliyorum" diyorum.
Kimselere çaktırmadan alıp geliyorum kaseti. Bir de güzel montaj üzerine.
KAMERAMANLAR ÖRNEK ALIN
Bülteni izliyor haber müdürü.Gözleri parlıyor. Beni ve bütün kameramanları çağırıyor odasına. " Bakın bakın, Özgür'e bakın. Kameraman arkadaşlar sizden daha iyi çekim yapıyor bu çocuk, örnek alın onu" deyip, bana sıraladığı övgülerle kameramanları yeriyor.
15 YILLIK İTİRAF
Sustum tabi. 15 yıl boyunca sustum. Gerçeği ilk kez burada açıklıyor ve dolaylı olarak rencide olmalarına sebep olduğum için o kameraman arkadaşlardan özür diliyorum. Ve son bir itiraf ; haberci uyanıklığıyla ustaca alt ettiğim o malum köşe tutanı hatırladıkça da garip bir gurur da duymuyor değilim hani...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder