TUNA BOYLARINDAN...
Hungary..Bu ifadeyi ilk kez TRT ekranında 1988 Seul Olimpiyatlarında görmüştüm. Hungary ne diye sormuştum babama. Macaristan cevabını alınca şaşırmıştım. Nasıl yani demiştim içimden, anlam verememiştim. Hunların torunları bilgisini ekleyince babam, işte o zaman daha mantıklı gelmişti bana. Atilla'nın, Hunların torunları. Yani bizim akrabalarımız. Yıllarca hep öyle bildim, o şekilde düşündüm. Taki bu çocukluk ufkumdaki hayal ülkesine gidene kadar. Macaristan yakın bir ülke.
Tuna boylarında uzanan başkentiyle İstanbul'a uçak yolculuğuyla sadece 2 saat uzaklıkta. İstanbul'dan havalanıp Avrupa kıtasının içlerine doğru kıvrılmaya başladığınızda; Macar deltasının yeşilliği, ortasından nehir geçen bütün şehirlerin ortak güzelliğiyle bir başkent çıkıyor karşınıza. Adıyla mustesna güzel şehir Budapeşte. Buda şehrin bir yakasını, peşte de diğer yakasını temsil ediyor. Buda düz arazisi ve tarihi binalarıyla şehrin merkezi. Yine tarihi ve etkileyici binaları ama engebeli yapısıyla Peşte de şehrin çatısı.
Macaristan hakkında filmlerden edindiğiniz bütün bilgileri unutmakla başlayabiliriz.Kışın bu şehre gittiğinizde, terkedilmiş bir ikinci dünya savaşı kasabasıyla karşılaşabilirsiniz. Tek farkı binaların yerinde durması. Macar gençler AB üyesi ülkelerinin kendilerine sunduğu olanakları kullanıp Avrupa'nın içlerine çoktan çekilmişler. Geriye yaşlılar ve turistler kalmış. Yine de birilerini görmek istiyorsanız, Budaheşte'nin tarihi demir perde metro hattına inmeniz gerekiyor. Hem sıcak hem de kalabalık ortamıyla metro sizi karşılamaya hazır. Bir yerden bir yere seyahet edecekseniz metronun renklerine dikkat etmelisiniz. Kırmızı, Mavi ve Sarı hat farklı katlarda sizi farklı bölgelere götürebilir. Havalimanına ulaşmanız için metro yine de yetersiz. Son istasyondan bir otobüs aktarması yapmanız şart. Hem geliş,hem de gidiş yönünde aynı kural geçerli. Yine de metroya çok güvenmemek lazım. Heran bakım var bahanesiyle metro kapatılabiliyor. Taksi fiyatlarından korkunuz yoksa beklemekten başka çare de yok. Macar kızları bir efsane. Yani öyle abartılan güzellikleriyle değil, olmayan güzellikleriyle bir efsane. Bu kadar düzgün fizikli genç kızı İstanbul'da da görmek mümkün. Kendimize ve kızlarımıza haksızlık etmemek lazım. O sarmal, o alışveriş merkezi çılgınlığı bu güzel şehri de esir almış. Şehri birbirine bağlayan muazzam güzellikteki köprüler yerine insanlar alışveriş merkezlerinin balkonlarına çıkmayı tercih etmiş. Ünlü markaların ürünlerini bu alışveriş merkezlerinden Türkiye'dekine uygun fiyatlara bulmak mümkün. Bunun sebebi Türk Lirası ile Macar parası arasındaki farktan kaynaklanıyor. Kısa bir zaman geçirdiğim Budapeşte yeniden ziyareti hak eden bir şehir. Ama bu kez bahar aylarını tercih etmem gerektiğini biliyorum. Çünkü baharda Tuna kıyıların bir başka güzel oluyor. Yukarıda paylaştığım fotoğraftaki karanlığın yerini , aydınlık bir güneş ve yemyeşil bir şehir alıyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder