24 Şubat 2012 Cuma

BOSNA'NIN DİNDAR KIZLARI !


BOSNA'NIN DİNDAR KIZLARI !
                                                

Bosna Hersek'in Başkenti Saraybosna, yada ' barış kenti ' sloganıyla 84'de ev sahipliği yaptığı kış olimpiyatlarında hafızalara kazınan uluslararası adıyla Sarajevo!

Dünyanın en huzurlu, en güzel şehirlerinden biri.  Bu eşsiz şehir, Bosna Savaşının izlerini silmeye çalışıyor. Avrupalı havasının yanında, mistik bir havası da var artık. Bir yanıyla Viyana'yı , bir yanıyla Bursa'yı andırıyor.


Saraybosna'yı bir iki saat içinde, bir uctan bir uca gezmek mümkün. Şehrin en dikkat çeken özelliği, bakımlı tarihi binalara sahip olması . Osmanlı'nın yaptığı tarihi köprüler dimdik ayakta. Köprülerin üzerinden insanlarla birlikte, araçlar da geçiyor. Camiler de tüm ihtişamlarıyla şehrin her yerinde boy gösteriyor. Bazı binalarda Bosna savaşının izlerini görmek mümkün. Top ve mermi izleri kapatılmamış. Bu izler, savaşın kötülüğü hiç unutulmasın, aynı acılar bir daha yaşanmasın diye özellikte görünür bırakılmış.

KARADENİZ KÖYLERİ GİBİ
Şehrin etrafındaki köylere çıktığınızda, Doğu Karedeniz  iklimini yaşamak, Trabzon'un etrafındaki köylere benzer köylerle karşılaşmak mümkün. Uzaktaki köylerin gözle seçilebilen yüksek minareli camileri var. Trabzon ve Rize kırsalında bir vadiden diğerine bakarken bazılarının, " ne çok cami yapıyor bu adamlar" diye eleştirdiği manzaranın aynısı burada da var. Yani sorun, Karadenizlide yada Bosna köylüsünde değil, arazinin kendisinde.

ÇAYIR KESİLİYOR, BÜYÜK BAŞ HAYVANLAR DOĞAL ORTAMLARINDA BESLENİYOR
Daha yukarılara çıktığınızda hayvancılıkla geçimini sağlayan dağ köyleriyle karşılaşıyorsunuz. Bosna'da hala yaşatılan, ama ülkemizde 90 yıllardan itibaren kaybolmaya yüz tutan hayvancılık, Bosna kırsalının geçim kaynağı olmayı sürdürüyor. Çayırlarda otlayan kalabalık hayvan topluluklarını heran görmek mümkün. Saraybosna'da yediğimi leziz Boşnak köftesinin sırrı da burada yatıyor. Doğal ortamında beslenen ineklerin etinden yapılan köftenin lezzetli olmasına şaşırmamak gerekiyor. Çiftlik hayvanlarına mahkum edilen bizler için kıskanmaktan başka yapacak birşey yok.      

TİTO SEVGİSİ VE SÖNMEYEN PARTİZAN ATEŞİ
Yugoslavya'yı Nazilere karşı ayakta tutan Tito'nun Partizanları  Saraybosna'da halen yaşatılıyor. Faşizme karşı savaşta hayatını kaybeden Partizanlar için hiç sönmeyen bir ateş Saraybosna'nın tarihi vilayet binasının önünde yanıyor.Ve bu anıta yukarıdaki fotoğrafta göründüğü gibi Boşnaklar her gün çiçek bırakıyor. Komünist Tito'yu belki de en çok sevenler Bosnalılar. Tito, anavatanı Hırvatistan'da ya da eşinin memleketi ve ömrünün son yıllarını geçirdiği Slovenya'da bile bu kadar sevilmiyor. Müslümanlar, varlıklarını Tito'ya borçlu olduklarına inanıyorlar. Savaşta işgalci Nazilerle işbirliği yapan Müslüman liderler yüzünden cezalandırılacaklarına düşünen Boşnaklar, Tito'nun himayesine büyük şükran duyuyorlar. 

Osmanlı eserlerinin yoğunlukta olduğu ve bugün hale Başçarşı olarak anılan bölgedeki tarihi camiler başta olmak üzere şehrin dört bir yanından ezan sesi yükseliyor. Ve o ezan seslerinin altında, belki da tüm dünyada görebileceğiniz en güzel kızlar yürüyor. Dilimizde neredeyse güzelliğin karşılığı olan Boşnak Kızları en modern halleriyle caddeleri dolduruyor. Yolda yürürken hangisine bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Ben yürüyenlere değil oturanlara baktım. En büyük zevkleri kahve içmek. Öyle bizim kızlar gibi fal baktırmak için değil, keyifli bir sohbet için kahvehaneleri seçiyorlar. Ve öyle bizim gençler gibi Nescafe değil, aşağıdaki iki güzel Boşnak kızının yaptığı gibi, halis Türk kahvesi içiyorlar. Boşnakların en çok tepki gösterdikleri şey kahve yerine çay içilmesi. Benim gibi Türk turistlerin onlardan çay istemesine çok içerliyorlar. Ve haklı olarak " Kahveyi bize siz öğrettiniz, siz İngilizlerden öğrendiğiniz çayı içiyorsunuz" diyorlar. Boşnak kızlarını sadece kahve içerken değil, başlarını örtüp namaz kılmak için camiye girerken ya da bir mevlütten çıkarken de görebilirsiniz.
Boşnaklar için Müslümanlık bir inançtan çok öte . Onlar için Müslümanlık bir kimlik ve bu kimliği yüzyıllardır tüm engellemelere rağmen ayakta tutmayı başarıyorlar. Kimlikleri konusunda da hayli tutucular. Eski Yugoslavya Coğrafyasına dağılmış Boşnakların en liberalleri Saraybosna'da yaşayan şehirli Boşnaklar. Onların da mutlaka kırsaldaki akrabalarıyla bağları bulunuyor. Yani İstanbul'da yaşayıp her fırsat bulduğunda köyüne gidenler gibi, kültürlerini şehre, zenginliklerini köylerine taşıyorlar. Tüm Komünist rejimlerde olduğu gibi Dağılan Yugoslavya'daki eğitim sistemi sayesinde neredeyse herkes üniversite mezunu. Bosna savaşı sırasında ve hemen sonrasında Başta Almanya olmak üzere, Avrupa'nın çeşitli şehirlerine göç eden Boşnaklar, ülkelerine son derece bağlılar. Neredeyse 50 yıl önce Almanya'ya giden ve sayıları Boşnakların 10 katı olan Türklerden daha fazla ülkelerine katkı sağlıyorlar.

SIRP HIRVAT VE MÜSLÜMAN BOSNALILAR
Savaş döneminde birbirlerini boğazlayan büyüklerinin aksine Müslüman, Sırp ve Hırvat Bosna Hersekliler birlikte yaşama kültürünü sorunsuz bir şekilde yaşatıyorlar. Özellikle gençlerde Bir Boşnak Ulus bilincini gözlemek mümkün. Yani bir Bosna Sırp'ının gözü Belgrad'tan çok Berlin'de ya da İstanbul'da. Az bilinir ama Bosna Savaşı sırasında Müslümanlarla birlikte Bosna Hersek'i savunan Sırplar ve Hırvatlar da vardı. Müslüman Boşnaklar tarafından ulusal kahraman olarak kabul edilen bu insanların torunları bugün her alanda Bosna Hersek'i temsil ediyor. Aslında akraba olan ve aynı dilin farklı lehçelerini konuşan Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar birlikte futbol oynuyor, birlikte şarkı söylüyorlar. Onların bu birlikteliği, Bosna Hersek gibi güzel bir ülkenin ayakta durmasının yegane formülü. Onun için bu ülkeye bakarken önceliğimiz din değil, kültür olmalı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder